Weblog

2480-variz-buradayiz-beraberiz.jpg

Varız, buradayız, beraberiz

|

Her zaman yürüdüğüm yolda ilerliyorum. Artık yoldaki tüm bağlantıları, çukurları, engelleri ezbere bildiğim için beynim beni otomatik götürüyor. Bense farklı düşünceler içindeyim. Hava soğuk. Ellerim ceplerimde ve arada boynumu içime çekip çeneme kadar çıkmasını sağladığım montun yakasından içeri sıcak nefesimi üfürüyorum. Tam bankamatiğin önünden geçerken para çekmem gerektiği aklıma geliyor. Artık beynim otomatik pilotu kapatıyor ve bilincim kontrolü tekrar ele alıyor.

Para çekeceğim bankanın birbirine yapışık iki bankamatiği duruyor karşımda. Birinde orta yaş üstü iki kişi, diğerinde ise bir kişi var. Başka bekleyen biri olmadığı için iki bankamatiğin ortasında beklemeye başlıyorum. Hangisi önce boşalırsa pek tabii işimi orada göreceğim.

Benim mantığım hiçbir zaman bankamatik sayısı kadar farklı sıra olmasını almamıştır. Madem toplumsal bir kural olarak önce gelenin işini daha önce yapması gibi bir adalet anlayışımız var, bu neden sadece o bankamatiğin sırasına önce gelene ait olsun ki? Önce hangi bankamatik boşalırsa ona geçilmeli. Tabii benim bu mantığıma kimse uymadığı için ben de pek yaşatamıyorum bu fikrimi.

Sıra beklerken sola dönüp gelip geçenlere, arabalara, hayvanlara, rüzgârın sürüklediği yapraklara kısaca olup biten hareketliliğe göz atıyor, düşüncelerime devam ediyorum. O sırada önümdeki iki kişiden birinin arkasını dönüp bana bakarak aşağılayıcı bir şekilde güldüğünü ve yanındakine beni gösterdiğini fark ediyorum. Diğeri de göz ucuyla bakıyor ve o da aynı aşağılayıcı gülüşü atıyor. O sırada kafamı çeviriyor ve onlara bakıyorum. Hızlıca tekrar bankamatiğe dönüyorlar. Gülüşlerinden kafalarından geçen şeyleri okuyabiliyorum. Belime kadar uzanan saçlarım olduğu için gülüyorlar bana. Çünkü onların kafalarında kadın olmak bir erkeğe göre aşağılık bir durum ve sadece kadınların saçı uzun olur. Bu mantıktan hareket edip erkek olduğum halde neden saçlarımın uzun olduğuna, yüce olan erkeklik dururken aşağılık bir kadın gibi olduğuma anlam veremeyip aptal olduğum sonucuna ulaşıyorlar. Onların bu düşüncelerini okuduktan sonra bu çirkin düşünce yapıları sebebiyle yüzümde tiksinme gülümsemesi oluşuyor ve onları daha fazla görmemek için yüzümü diğer yana çeviriyorum. Sağ tarafıma kafamı çevirdiğim an muhtemelen sessiz sedasız sıraya girmek için gelmiş ancak tam da ortada durduğum için biraz yanda kalmış bir kadınla göz göze geliyorum. Otuzlu yaşlarında, muhtemelen işten yeni çıkmış ve gideceği yere varmak üzere olduğunu düşünüyorum. Soğuktan etkilenmemek için paltosunun kenarları tüylü kapüşonunu kafasına geçirmiş ve daha birkaç saniye önce omuzundaki çantasından uzun ve kalın cüzdanını çıkarmış olmalı. Yüzümdeki o tiksinme ifadesini henüz atmış değilim. Kadın, benim dönme hareketimle göz göze gelmemizden hemen önce önümdeki bu iki kişiye bakıyor olmalı. Hafif bir tebessümle selamlıyor beni. İliklerime kadar hissediyorum olan biteni tümüyle anladığını. Sırf kadın olduğu için aşağı görülmenin ne demek olduğunu bilen bu kadın, benim uzun saçlı olduğum için biraz önce onlar tarafından hakir görüldüğümü anlıyor ve yanımda olduğunu hissettirircesine tüm sıcaklığıyla selamlıyordu beni.

Ben artık birden fazla bekleyen olduğu için beni değersiz görüp içlerinden benimle dalga geçerek gülümseyen ikilinin arkasına doğru kayarak sıra oluşturuyorum. O arada kadının beklediği bankamatik boşalıyor. Tekrar göz göze geliyoruz. Önce gözlerimizin içine sonra da bankamatiğe bakıp birbirimizi buyur ediyoruz. O, bankamatiğin benim hakkım olduğuna daha çok inanıyor olmalı ki gözlerinden sonra sözcüklerini de kullanıp “Buyurun” diyor. Tartışmaya girmeye niyetim yok. İşimin acele olmasından ya da başkasından önce işimi halletmek istememden değil, ikimizin de benzer bir adalet anlayışına sahip olduğunu anlamış olmamım getirdiği iç rahatlığından hızlıca atılıp para çekmeye koyuluyorum.

O sırada ikili de işini bitirip uzaklaşıyor. Ben de paramı çekip cüzdanıma yerleştiriyorum. Artık orada olmam için bir neden yok. Uzaklaşacağım. Kadına dönüp “İyi akşamlar, sağ olun” diyorum. Anlıyor aslında “Birileri sürekli bizleri en ufak şeylerden bile dışlamaya, yok etmeye çalışsa da varız, buradayız, beraberiz” dediğimi. Ve o da içtenlikle yanıtlıyor beni; “İyi akşamlar.” Ben de anlıyorum onun da aslında beni onayladığını ve farklılıkları yok edilmesi gereken şeyler olarak görenlere karşı farklılıkları zenginlik şeklinde yorumlayanlar olarak beraber olduğumuzu. Uzaklaşıyorum.

Mert S. KaplanVarız, buradayız, beraberiz
Paylaş!

Tartışmaya katıl