Weblog

2887-ankara-gibiyim.jpg

Ankara gibiyim

|

Ankara gibiyim. Eksik içimde Karum’un çimlerinden yükselen neşesi, Cebeci’den Kızılay’a yürüme dinçliği, Anitkabir’deki nöbet değişimi izlencesi ya da GMK’da eski bir apartmanın bodrumundaki tiyatro sahnesinin az sayıdaki seyircisi, ÇSM’deki bir sergide kadeh sesleri, yahut Santraç Müzesi’nden yükselen klasik müzik dinlencesi, belki Atakule’de bir teras eğlencesi ya da Vişnelik’te bir konser telaşesi, tanımasa da selam veren bisikletlileri yahut Tandoğan’dan kaldırılan su perileri.

İçinde insanları ve insanların muhabbeti eksik olan Ankara gibiyim. Soğuk, puslu, terk edilmiş ve gri. Kocaman gökdelenler diken vinçlerin ağırlığı var üzerimde. Ya da Karşıyaka’nın toprağı. Armada’nın çapası bağlıyor beni durduğum yere. Denizim yok belki ama içim köpük köpük kabartı. İvedik’te çıkmaz sokağa inen bir üst geçit gibiyim. Ya da Mamak’ta patlayan bir kanalizasyon. Koru metrosunun son durağı gibiyim; inmeyince garip gözlerle bakılan. Yahut Kızılay’daki bir ağaç kökü; gelip geçenler tarafından usulca çöp bırakılan. Ben deyim Saraçoğlu’nun terk edilmiş evleri, sen de Ulucanlar’ın keskin telleri. Sen de pahası için çalınan İlhan Koman heykeli, ben deyim, ben bende değilim.

Mert S. KaplanAnkara gibiyim
Paylaş!